İngiltere nin saygın tıp dergisi The New Scientist de yayınlanan bir haberde bilgisayar ve özellikle de internetin yol açtığı yeni ve ilginç hastalıklara yer vermiş.
Yolda yürürken aklını yitirmiş biri bana Şans nedir diye sorsa? Mayaca nın cevabı hazır; Şans benim etrafımda olan kişiliklerdir. İşte o da öyle biri. Düşünüyorum da insanın hayatın da dostları, ailesi, sevgilisi, arkadaşları, yaşamın her anında çevremizde olan insanların bizim için ne büyük şans veya şansızlık olduğu belki çok küçük veya çok büyük bir ayrıntı. Göreceli.
El üfürük ile arkadaşım Eren sayesinde tanıştım, Eren'in babasının üniversiteden arkadaşı karikatüristmiş, derslerde okutuyorlarmış bunu. Derginin ilk sayısı 22 Ağustos 1908′de, Sermet Muhtar, Sait Hikmet ve Osman Kemal adlarında üç genç yayımlanmış ve ikinci saysı 100 yıl sonra, geçtiğimiz gün 22 Ağustos 2008 tarihinde çıktı. Dergiyi arkadaşlar Taksim'de dağıttılar ayrıca Taksim yakınlarındaki gazete bayiilerinde de bulunabiliyor şu anda.
İlk sayısı 22 Ağustos 1908 tarihinde çıkarılan ve üzerinde ”Asırda bir defa eşref saatte yayımlanır” ibaresi bulunan mizah dergisi El Üfürük Türkiye'de yayınlanan en eski ve ilk mizah dergisiymiş.
E derginin sloganında var olan Asırda bir defa eşref saatte yayımlanır ibaresini baz alan derginin editörü Hakan Sümer'de tam bir asır sonra bu dergiyi düzenlemiş ve yayınlamışlar, hem de tam vaktin de.
Bize de buraya yazmak düştü işte, merak edenler ilgilenenler için kaçırılmayacak ilginç bir deneyim olacağı kuşkusuz, kaç adet basıldığı hakkında bilgim yok ama herhalde bu yazıyı okuduktan sonra Taksim civarıdaki gazete bayiilerinden ve tabiki şansınız varsa bulmanız olası.
Impossibel is Nothing sloganıyla yola çıkan AdidasPekinolimpiyat oyunlarında yaratıcı ve bir o kadarda ilginç reklamlarıyla dikkatleri yine üzerine çekmeyi başardı.
Creative Adidas “Impossible Is Nothing” campaign for 2008 Beijing Olympics
Filmi Cevahir'de Megaplex sinemalarında 10.salonda izledim. Filmin iki farklı versiyonu vizyonda, birincisi Türkçe dublajlı diğeri ise Türkçe alt yazılı olarak. Ben 10. salonda Türkçe dublajlı olanına gittim çünkü bu bir devam filmi ve ilk filmdeki Jonathan karakterinin espirilerini Türkçe olarak duymak istiyordum.
İlk Mumya filminde evli çiftimizin Alex ismindeki çocukları büyümüş ve boynuz kulağı geçmiş, çocukta anne ve babası gibi tarihe, mumyalara ilgi duymuş fakat çalıştığı ve arkadaş olduğu, güvendiği profosör bu genç arkadaşımızı çinli bir generalden aldığı büyük miktarda bir para uğuna satar.
Bu çinli generalimizin arzusu, genç arkadaşımız Alex'in ortaya çıkardığı, lanetlenmiş ve özel güçleri olan çinli (Jet Li)imparator'u yeniden uyandırmak ve ölümsüzlük hayallerini gerçekleştirip imparator ile birlikte dünyaya hükmetmek.
Çinli imparatorumuz, yani mumyamız diyelim buna, mumyamız en son lanetlenmeden önce bir büyücü kadını çok ister ama kadın bizim imparatorun o zamanki en güvendiği ve en iyi generaline aşık olur. Büyücü kadın da generali sevmektedir, imparator generali öldürtür, kadını da kendi öldürmeye çalışır ama kadın ölmez ve imparatoru lanetler, daha sonra büyücü kadın ölümsüz olur ve filmimizin geçtiği 1960 lı yıllara kadar yaşar. Generalden çocuğu vardır, o da doğar bu süre içinde ve o da ölümsüz bir kız olur, daha sonra Alex le bu aşk yaşayacaktır, kız da annesi de çok güzeller bu arada.
Jonathan abimiz Çin'de bir gece klübü işletiyor, bizim Richard "Rick" O'Connell abimiz ile Evelyn "Evie" Carnahan-O'Connell ablamıza devlet yeni bir işe verir bunlar da kabul eder, bu yeni iş bir elması Çin'e götürmektir, bu arada eski dostumuz Jonathan'a da uğrarız derler.
Alexander "Alex" O'Connell'ı anne ve babası okuyor sanırlar, halbuki Alex anne ve babasından habersiz tarihe kazılara vermiştir kendini Çin'de, Jonathan dayısı da ona destek veriyordur, fakat anne ve babası bunu bilse Jonathan abiyi fena pataklarlar.
Tabi sürpriz bir şekilde Çin'e gelen Rick abi ve Evie abla oğullarının okulu asıp mumya avına çıktığını öğrenirler, bu arada büyücü kadının kızı ile de tanışırlar. İyi kalpli cadımız, onun kızı, Alex ile annesi ve babası kötü general ve uyandırdığı Çinli mumya yı sonsuza kadar yok etmek sorundadırlar.
Bir de yetiler var, himayalarda böyle kocaman kar adamlar ki zaten karhramanlarımızın hayatlarını kurtaranlar da bu hayvanlar oluyor. Çok ilginçler.
Gece telefonun sesiyle uyanıyorum… Maya: Alo
X: Maya Maya: Nil sen misin? Nil: Nasıl yani tanımadın mı evet benim? Maya: İnanmıyorum ya 5 sene oldu. Nerelerdeydin? Nil: Maya kızım iyi misin ne 5 senesi ya daha 2 ay önce beraberdik. Geyiği bırak ta acil gelmen lazım bizim eve. Nasıl geliyorsan gel burada ol. Maya: Ne kızım sen manyak mısın saat gecenin üç'ü hadi ya gelemem bir kere evden çıkamam Nil. Nil: Bak acil diyorum gelince konuşuruz. Hadi fasulye çabuk ol. Maya: Çok garipsin hayret bir şey. Gecegece rüyanda mı gördün?
Telefonu kapattım, ama hala aklımda beş sene aradan sonra gecenin bir köründe Nil'in neden aradığına akıl sır erdiremiyordum. Neydi bu şaka falan mı birde gıcıklığına iki ay önce deyip alaya alıyordu. Ne şans bende ki etrafımda bir tane normal adam yoktu ya. Yataktan kalkışımla garip bir ses kulağımda uğuldamaya başladı 'kızım mayacun deliriyorsun sanırım ilk defa telefonu gece açık bıraktın şuraya bak halüsinasyon görüyorsun sanırım' diyen içimde ki sese bu gece vakti yine içimden 'sus be 'demekten başka çarem yoktu.