İngiltere’de 17 yaşındaki bir lise öğrencisi olan Ally Rosenberg bitirme sınavı için hazırladığı eserle öğretmenleri ve arkdaşlarını şaşkına çevirdi.
Ally 50 arkadaşı ile anlaşmış ve onlara satın alığı cikletleri çiğnettirmiş, kendisi de en az 50 tanesini çiğneyen Ally bu çiğnenmiş cikletleri(sakızlar) biraraya toplayarak bundan müthiş bir heykel yapmış.
Gerçekten orijinal bir fikir Ally’i tebrik etmek lazım. Kullandığı malzeme ile bir ilke imza atan arkadaşımız, bu heykel ile öğretmenlerinden de tam not almış.
2007′de konusu çevre olan orijinal adı ile Blog action day‘in bu yıl ki konusu yoksulluk. Ntvmsnbc.com’da da haberi çıkan bu haraketin Türkçe sayfası da bulunmakta ve blogu olan her kişican katılabilmekte.
Geçen sene 15 ekim tarihin de yapılan çevre konulu blog hareketinde olduğu gibi bu sene de blog yazarları yoksulluk hakkında yazı yazacaklar ve o günkü gelirlerini hayır kurumlarına bağışlayacaklar. Ayrıca görevlerden biri de bu haraketi daha fazla kişiye duyurmak, benim burada yaptığım gibi.
Hemen haberi kendime uyarladım da. Şu son aylarda çok fazla düşünür ve çalışır oldum. Hem interneti hem geleceğimi hem inancımı hem de derterimi haddinden fazla düşünür oldum. Öyle ki yanlış yanlış yazılar yazıyorum. Bu yazımda da çıkabilir yani.
Nerdeyse 6 ayda 6 kilo aldım. 2 beden de büyüdüm yani (göbek aldı başını gidiyor). Kıyafetlerim olmuyo valla.
Şimdi ben bu haberi duyunca hemen içinden kendime pay çıkardımi hani kendimi iyi hissetmek adına. Bir araştırma yapılmış, şöyle ki:
Dr. Angelo Tramblay liderliğindeki araştırma grubu, 14 öğrenci üzerinde yaptıkları gözlemlerde öğrencilerin yediği yiyecekleri ölçtü.
Araştırmacılar, öğrencilerden bazılarının sadece oturduğunu, bir kısmından bir metnin özetini çıkarmalarını, diğer gruptan ise hafıza, dikkat ve ihtiyatla ilgili bir takım bilgileri bilgisayardan doldurmalarını istediklerini bildirdi.
İşlemlerin tamamlanmasından 45 dakika sonra öğrencilerin açık büfeden istedikleri kadar yemek yemelerini istediklerini belirten araştırmacılar, düşünme gerektiren iş yapan kişilerin oturan kişilerden sadece 3 kalori daha fazla tüketmeleri gerektiğini ifade etti.
Ancak az enerji tüketimine rağmen bir metnin özetini çıkaran kişilerin oturan kişiden 203, bilgisayar testine tabi tutulan kişilerin ise 253 kalori daha fazla tükettiği açıklandı.
Araştırmaya katılan Dr. Chapput, “Düşünme faaliyetinden sonra tüketilen aşırı kalori, düşünerek yapılan işlerde fiziksel olarak daha az aktif olduğumuz gerçeğiyle birleşince obezitenin sanayileşmiş ülkelerde yaygın olduğunu ortaya çıkarıyor (kaynak)
Şimdi hemen ordan sivriler çıkıp da “ben hep düşünürüm ama aynı kilodayım” ya da “ne yani zayıflar düşüncesiz mi oluyor” demesin. Araştırma bu bende kendi payımı çıkarttım. Artık gerisine karışmam
Deniz Feneri Derneği'ni bilmeyenimiz yoktur, son günlerde Almanya'da başlatılan bir soruşturma ile gündeme gelen dernek ismi kafaları oldukça karıştırdı. Geçmişten de bilinen bazı yolsuzluklar, yeşil sermaye vs. gibi cümlelerle harmanlanan bir acayip tiyatro oynanıyor bu ara ve Türkiye'de 10 yıldır faliyet gösteren Deniz Feneri Derneği bu konudan çok rahatsız olmuş.
Bana E-posta ile gelen bu kamuoyu duyurusunu paylaşmak istedim. [via]
Ne oldu bize? Bunu hiç kendinize soruyor musunuz? Maddi bir çarkın ortasında insanlığımızı kaybedip aptal bir yaşam seçtik.
Prof. Dr. Yıldız Batırbaygil, kendisi 1948 İstanbul doğumlu Başkent Üniversitesi dişhekimliği fakültesi pPedodonti anabilim dalı öğretim üyesi. Özgeçmişi şöyle;
Prof Dr. Yıldız BATIRBAYGİL
Başkent Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
1948 yılında İstanbul’da doğdu. İlk öğrenimini Ankara Sarar İlkokulu, orta üğrenimini Namık Kemal Orta Okulu , lise öğrenimini Ankara Kız Lisesi’nde tamamladı. Yüksek öğrenimini 1969-1974 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi’nde tamamladı. Aynı sene TÜBiTAK’ın Bilim Adamı Yetiştirme Grubunun Doktora bursunu kazanarak aynı fakültenin Pedodonti AD’da doktora yaptı. 1977 yılında “Süt dişlerinde yapılan formokrezol aamputasyonunun daimi diş germine etksi” konulu tez çalışması ile bilim doktoru ünvanını aldı. 1982’de Doçent, 1988’de Profesör ünvanlarını alan Batırbaygil, Sağlık Bakanı Danışmanı, THY denticisi, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı, Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Danışmalığı gibi pek çok görevde bulundu. 2004 yılında Hacettepe Üniversitesinden emekli oldu. 2008 yılından itibaren Başkent Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Pedodonti AD’da öğretim üyesi olarak görevini sürdürmektedir. Kaynak.
Habertürk’de yayınlanan Ne oldu bize? başlıklı yazısını herkesin okuması gerektiğini düşündüm.
İngiltere nin saygın tıp dergisi The New Scientist de yayınlanan bir haberde bilgisayar ve özellikle de internetin yol açtığı yeni ve ilginç hastalıklara yer vermiş.
Amerika ve Avrupa'da birçok bankanın müşteri hesaplarından milyonlarca doları boşaltan sanal çetenin lideri Türk'müş. Ercan F. ismindeki bu çete liderinin ortaokul mezunu olduğu görülmüş.
27 yaşında ve Kastamonulu olan Ercan F. ve sanal çetenin diğer 40 elemanı emniyet de sorgulanıyormuş.
FBI Türk emniyet yetkililerine bu sanal çete ve Ercan F. hakkında defalarca yazışma yaparak Türk yetkilileri dünyadaki en iyi ikici hacker diye uyarmışlar.
Yolda yürürken aklını yitirmiş biri bana Şans nedir diye sorsa? Mayaca nın cevabı hazır; Şans benim etrafımda olan kişiliklerdir. İşte o da öyle biri. Düşünüyorum da insanın hayatın da dostları, ailesi, sevgilisi, arkadaşları, yaşamın her anında çevremizde olan insanların bizim için ne büyük şans veya şansızlık olduğu belki çok küçük veya çok büyük bir ayrıntı. Göreceli.
Filmi Cevahir'de Megaplex sinemalarında 10.salonda izledim. Filmin iki farklı versiyonu vizyonda, birincisi Türkçe dublajlı diğeri ise Türkçe alt yazılı olarak. Ben 10. salonda Türkçe dublajlı olanına gittim çünkü bu bir devam filmi ve ilk filmdeki Jonathan karakterinin espirilerini Türkçe olarak duymak istiyordum.
İlk Mumya filminde evli çiftimizin Alex ismindeki çocukları büyümüş ve boynuz kulağı geçmiş, çocukta anne ve babası gibi tarihe, mumyalara ilgi duymuş fakat çalıştığı ve arkadaş olduğu, güvendiği profosör bu genç arkadaşımızı çinli bir generalden aldığı büyük miktarda bir para uğuna satar.
Bu çinli generalimizin arzusu, genç arkadaşımız Alex'in ortaya çıkardığı, lanetlenmiş ve özel güçleri olan çinli (Jet Li)imparator'u yeniden uyandırmak ve ölümsüzlük hayallerini gerçekleştirip imparator ile birlikte dünyaya hükmetmek.
Çinli imparatorumuz, yani mumyamız diyelim buna, mumyamız en son lanetlenmeden önce bir büyücü kadını çok ister ama kadın bizim imparatorun o zamanki en güvendiği ve en iyi generaline aşık olur. Büyücü kadın da generali sevmektedir, imparator generali öldürtür, kadını da kendi öldürmeye çalışır ama kadın ölmez ve imparatoru lanetler, daha sonra büyücü kadın ölümsüz olur ve filmimizin geçtiği 1960 lı yıllara kadar yaşar. Generalden çocuğu vardır, o da doğar bu süre içinde ve o da ölümsüz bir kız olur, daha sonra Alex le bu aşk yaşayacaktır, kız da annesi de çok güzeller bu arada.
Jonathan abimiz Çin'de bir gece klübü işletiyor, bizim Richard "Rick" O'Connell abimiz ile Evelyn "Evie" Carnahan-O'Connell ablamıza devlet yeni bir işe verir bunlar da kabul eder, bu yeni iş bir elması Çin'e götürmektir, bu arada eski dostumuz Jonathan'a da uğrarız derler.
Alexander "Alex" O'Connell'ı anne ve babası okuyor sanırlar, halbuki Alex anne ve babasından habersiz tarihe kazılara vermiştir kendini Çin'de, Jonathan dayısı da ona destek veriyordur, fakat anne ve babası bunu bilse Jonathan abiyi fena pataklarlar.
Tabi sürpriz bir şekilde Çin'e gelen Rick abi ve Evie abla oğullarının okulu asıp mumya avına çıktığını öğrenirler, bu arada büyücü kadının kızı ile de tanışırlar. İyi kalpli cadımız, onun kızı, Alex ile annesi ve babası kötü general ve uyandırdığı Çinli mumya yı sonsuza kadar yok etmek sorundadırlar.
Bir de yetiler var, himayalarda böyle kocaman kar adamlar ki zaten karhramanlarımızın hayatlarını kurtaranlar da bu hayvanlar oluyor. Çok ilginçler.