Sen ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamaktı. Küçük bir hıçkırıktın gecemin sessizliğine damlayan. Sen ki yaşanılmaya çalışılan bir düş yangını. Çek gemilerini benim sularımdan… Bütün kıyıları kurşunlanmış, bütün suları bıçaklanmış bir denizdeyim. Rengine rehnedilmiş bir gece giydiriyorum üstüme. Şakacı bir sitem iliştiriyorum usulca yokluğuna. Bir bilsen aklımdakini! Sustumsa, alıngan bir cümlenin kahrını düğümleyesin diye. Sen ki ilk vazgeçemeyişim, ilk kıskançlığım, ilk ömrüme yazdığım, uzaklardan sevdalandığım, kızdığım, affetmediğim, affedemediğim. Olmayacak bir duaya amin demek gibi sevdiğim, hep geç kaldığım. Saatini şaşırmış dönüşlerin bir anlamı yok. Şimdi sen geç kaldın. Say ki bu adam gidiyor, karanlığın ve kalabalığın zifirine savurmuş yüreğini… Yazının tamamını okuyun »