Hakkında
dunyanin ucunda bir gul acilmi$
efil efil esen yele merhaba
karanligin sonu bir ulu $afak
sarp kayadan gecen yola merhabaacida kahirda cekmi$ geliyor
gune$ten bo$anmi$ kopmu$ geliyor
bir i$ik selidir, sokmu$ geliyor
i$ildayip gelen sele merhaba ! *
Volkan YILMAZ 1981 aralık ayının soğuk bir gecesi İstanbul Haseki hastanesinde dünyaya merhaba dedi. İstanbulda yaşıyor. Boş zamanlarında yazmaya başladığı blog şu anda günde yaklaşık 10bin okur ile buluşuyor.
Sorular ve cevaplar;
- Blogunu yaparken hangi materyalleri kullandın?;
Blogum için alan adı ve hosing hizmetini merkezi antalyada bulunan Tescilet.Net firmasından sağlıyorum. Sistem olarak WordPress’in Türkçe sürümünü WordPress Türkiye sayesinde kullandım. Blogda bulunan bir çok özelliği WordPress’in eşsiz eklenti desteğine borçluyum. Blogun görünümü için zaten söyleyecek bir şey yok WordPress’in default (varsayılan) teması olan Kubrick ile sade ve yalın bir şekilde devam ediyoruz. Ayrıca Del.icio.us, Flickr, LastFM,Blograzzi, MyBlogLog, Technorati, FeedBurner, Youtube, Blogger, Odeo, Ziki, Twitter, Jaiku, Pownce gibi harikulade servislerdende faydalandım. - Wolkanca ismi nereden geliyor?;
Wolkanca takma adını 1999 yılından beri internette kullanıyorum. İlk mail adresimi alırken aklımda Volkan@ olarak almak vardı
tabiki benden önce alınmıştı. Bende o zaman değişik bir şey olsun diye wolkanca nickin seçtim ve öyle kaldı. Özel bir nedeni yok ama daha sonraları bu nickle tanınınca değiştirme gereği duymadım internetteki adım bu oldu. - Ne zamandan beri blog yazıyorsunuz?;
Çok eskilere dayanan internet maceramda ilk düzenli yazmaya Msn Spaces ile başladım, ondan öncesi bir düzenli blogum yoktu. Daha sonra 2005 yılında WordPress ile tanıştım ve bu blogda yazmaya başladım. Ayrıca Blogger ile Lanblog isimli kişisel bir bogum daha var. - İnsanlar blog sitenizi nasıl farketti?;
Blogumu insanlar genelde Google aramalarından buluyorlar ve ilk yazmaya başladığımdan bu yana hiç anonim (gizli) olmadım. Yazılarımın insanlara samimi görünmesinden dolayı etkileşim yolu ile insanlar birbirlerine tavsiye ettiler. - Blogunuzun çok okunan blog olmasını neye borçlusunuz?;
Tabiki Google. Arama motorları üzerine kitaplar okudum ve yabancı kaynakları araştırdım. Daha sonra bu bir iş haline dönüştü ve bu konuda uzmanlaştım. Seo (Arama motoru optimizasyonları) tekniklerini blogumda uyguladım ve sonuçlarını gözlemledim. Bu sayede tüm aramalarda çıkan blogum yazdıklarımın boşa gitmemesini sağladı, insanlara arama motorlarından ulaşmayı başardım. Yazdıklarım ve konuk yazar arkadaşlarımın yazdıkları her zaman samimi, aldatmasız temiz yazılar, ve çoğunlukla daha önce yazılmamış yada farklı yazılardı. - Blog yazanlara tavsiyeleriniz nelerdir?;
Blog yazarı kendi blogunun çok okunmasını her zaman ister, bunun için bana göre yapması gereken kendi alanında, kendi yazmak istediklerini samimi bir şekilde yazması yeterlidir. Arama motorları ile dost bir blog yazması gerekir, bundan kastım aşırı kod kullanımı ve çok fazla ıvır zıvır kullanmadan sade bir blogdur. Çok okunmak her zaman iyi olmayabilir, blogcunun yazdıkları, blogcunun hedeflediği ziyaretçi profilinden farklı okurlar tarafından okunduğunda pek işe yaramaz. Asıl okuyucu blogu sürekli takip eden ve yeni girilecek girdileri merakla bekleyen sadık okurdur, diğerleri hasbel kader blogunuza bakacak ve terkedip gidecektir. (daha fazla tavsiye) - Blogunu nasıl açtın?;
Blog yazmaya ilk olarak şimdiki adı Live Spaces olan Msn Spaces ile başladım, orada hemen her gün internette dolaşırken rastladığım şeyleri, o günkü ruh halimi yansıtan farklı konular hakkında yazıyordum. Bir süre sonra Msn Spaces’imde yaptığım ve başka hiç kimsede olmayan bazı hileler insanların dikkatini çekmeye başladı, sürekli Volkan şunu nasıl yaptın? Volkan bunu nasıl yaptın? gibi sorularla karşılaşmaya başladım ve sonra blogumun üzerinde yaptığım hilelerin nasıl yapıldığını görüntülü olarak anlatmaya karar verdim. Ziyaretçi rekorlarını ard arda kıran blogum ile artık ben internette popülerdik. Sürekli insanlar birbirlerine tavsiye ediyor yazdıklarımı kendi bloglarına koyuyorlardı. Tam o sıralarda Bildirgec diye bir şey belirdi piyasada, hoştu, forumların popüler olduğu dönemlerdi o dönemler ve bu blog şeysi baya bir light gelmişti bize ve forumlar da artık kabak tadı vermeye başlamıştı. Bir arkadaşımın ısrarı ile 2005 yılında Wolkanca.Com alan adını tescil ettirdim ve 6 ay Msn Spaces’ime yönlendirilmiş halde bekledi. Bir süre sonra WordPress ile tanıştım, biraz araştırmadan sonra bu Wp denen şeyin harika bir şey olduğuna karar verdim ve hemen bir hosting kiralayıp başlamak istedim işte o andan bu güne WordPress ve ben çok sevişiriz. Bir müddet sonra Müyap’ın Msn Türkiye’ye blogumu şikayet etmesi nedeni ile Msn Spaces takımı Msn Space’imi kapattı işte ne olduysa bundan sonra oldu. İnternette o kadar çok blog arkadaş edinmiştim ki hepsi birden Msn Spaces takımına yüklenince ortalık çok karıştı ve aradan 3-5 ay geçti Msn Spaces takımı blogumu geri verdi. Tabi geri verdiklerinde yazdığım tüm yazılar silinmişti. Bu arada bir taraftan WordPress ve blog dünyası ile ilgili her şeyi araştırıyordum hatta artık internet sitesi değil sadece weblog’ları okur olmuştum, faklı kişilere ait farklı konularda bloglar okuyordum bu çok güzeldi bende yazmalıyım dedim ve 1-2 dostuma beraber bir blog yazalım(mı) diye teklif ettim, kabul ettiler muzlupasta(Canan), mathilda(Başak) ve lalnur(Nur) ile bu işe giriştik. Hepimiz faklı şehirlerden faklı imkanlarda yaşayan gençlerdik, (sonra)aramıza bir iki arkadaşımız daha katıldı, daha sonra blogkardeşliği toplantılarına katıldık, bloglaralemi.com da topluluk bloglarında yer aldık, gittikçe yükselen ziyaretçi sayısını insanların bir birine tavsiye etmesi yani etkileşime ve tabi ki Google ile iyi anlaşmamıza borçluyuz. Sonraları arkadaşlarımın işleri nedeni ile yazamadıklarını görünce ben tek başıma blog yazmaya devam ettim ve blog şu anki halini aldı.
Ayrıca daha sonraları Lanblog diye bir şey icat ettim orada yazarak inanılmaz stres atıyorum herkese tavsiye ederim, bir çok arkadaşım benzer formatta bir lanblog oluşturdular bile, Lanblog’da bir blog klasiği olma yolunda hızla ilerliyor (: - Şu anda blogumdaki en sevdiğim yazı hangisidir?;
Elbette bloguma eklediğim tüm girdileri severek benimseyerek ekliyorum ama bazen geri dönüp baktığımda yazdığım binlerce girdinin arasında keşke şunu yazmasaydım dediklerim oldu, iyi ki yazmışım dediklerimde oldu. Blogumda en sevdiğim yazı 'İnternet Explorer da giriş sayfası değişmiyor diyenler' bu yazı yaklaşık 150bin kere bloguma girilerek okunmuş ve 600′e yakın yorum yapılmış, yapılan yorumların tamamı ‘Allah razı olsun’ kıvamında olduğu için bu yazımı çok seviyorum. Bknz: Blog yazarak sevaba girmek!, Giriş sayfam değişmiyor diyenler. - Yayınlamak isteyip de yayınlayamadığım yazı varmı?;
YOK! Olmazda, genelde bloguma yazdığım yazıları o anı yaşayarak yazıyorum, akşam işten eve geliyorum kahvemi yudumluyorum, şöyle bir yaslanıyorum arkama içimden ne yazmak geliyorsa yazıyorum, politik yazılar yazmak her yiğidin harcı değil bazen politik yazılarda yazıyorum. - Peki en hangi blogları okursun?;
Ben sıkı bir 029 ve Nahnu okuyucusuyum. Bildirgec‘i hergün okurum bazende yazarım. Uzaydaki hemen hemen tüm blogları Rss akışından takip ederim. - Ne yer ne içersin?;
Ana içeceğim Kahvedir gün içersinde 3-5 fincan kahve içerim. Yemek seçmem. Anne tarafından fındıkçı olduğumuz için kendimi bildim bileli fındık yerim. Karalahana, pazı, tarhana çorbası vs. bunlarda favori yemeklerimdir, Özellikle karalahananın sarması, pazının kavurması ve çok çok özellikle kıymalı veya keşli tarhana çorbasısını bıkmadan yerim.
Güncelleme: Dulum, yakışıklıyım, param var!

