Sanırım 2003 yılıydı, Messenger şeyi öyle bir yayılmıştı ki ülkede çoluk çocuk genç yaşlı. O sıra Spaces diye bir şey de geldi, vaktin de çok olduğu dönemler benim için, bende başladım yazmaya. Yazma hissi zaten içimde vardı bu çok olan vaktimle de birleşince ortaya ha bire içerik üreten ama o sıra henüz Boğaziçi Üniversitesi mezunu ağabeylerim dahil olmak üzere hiç birimiz Content management system'in farkında değildik, biz bilmiyorduk ama yapıyormuşuz meğersem ve takip eden yıllar da diye bir durumun içinde olduğumuzu tam anlamıyla fark etmemiz 2005 yılına kadar sürmüştü.
2005 de vaktim biraz daha azalmıştı ama yazma hissi daha şiddetli olarak içimdeydi, arkadaşlarımın ısrarı ile wolkanca.com u tescil ettirdim. Minik bir araştırma ile WordPress ile iyi anlaşabileceğim düşüncesi oluştu bende, oysa yanıldığımı bir kaç yıl sonra günlük 40bin kişinin bloguma girdiğinde anlayacaktım.
Bunun yanında blogger da henüz Google'a satılmamıştı ve şirin bir servisti keşke o dönemde Google satın almış olsaydı sanırım şu anda blogger arabirimi ile bu yazıyı yazmış olurdum.

Günler günleri kovaladı, yıllar ardı ardına geçti. Artık Web 2.0. vardı ve artık internetten sadece alma değil internette verme orada üretme zamanıydı. Sıradan insanların seslerini duyurabileceği bir hale gelmesi, var olan araçların gün geçtikçe basitleşmesi ve kişinin hiç bir teknik bilgiye sahip olmadan 10 dakikada kendine bir alan sahip olması ile daha da bir mümkün hale geldi. Ve , ın tüm interneti ele geçireceğini o yıllarda görmüş biri olarak gelecek senelerdeki gelişmelere hiç şaşırmayacaktım. Oldu da. Sonraları bunun üzerine çeşitli girişimler oldu, geldi, bildirgec ve ortak olup adına dediler, öyle oldu böyle oldu, bir sürü servis bir sürü iş ve bu güne geldik.

otobüs de blog yazılır
Otobüste de yazılabilir


Tüm bu serüveni yaşadım. Ve tüm bunları en başından beri kendimi geliştirme ve bir iş olarak gördüm, elbette çok çeşitli yazma şekilleri vardı, herkesin kendi kafasında belirlediği bir tanımı oluştu. öyle büyük sosyal oluşumlar haline geldi ki, buluşmalar, toplantılar derken konferanslar olmaya başladı. Tematik arasında aynı şeylerden hoşlanan arkadaşlar ı ile bir araya geldi, günler ve çok çok çeşitli ve hoş organizasyonlar düzenlendi. Blog kardeşiği adıyla zoque isimli guzide forumun da katkılarıyla birlikte güzel buluşmalar, tanışmalar oldu.
Kimileri yazdığı sayesinde kendine eş buldu, kimileri iş, kimileri kendini mesleki alanında geliştirdi, kimileri başka şeyler. Sonuç olarak insanlar bu sosyalleşmeyi sevdi. İsimlerini tek tek yazamayacağım ama tüm bunlara bağlantılı olarak onlarca web servisi gelişti.

Ben de kendimi arşivledim, geliştirdim ve sosyal kazanımlar elde ettim elbette, fakat hiç bir zaman bunu çok ciddiye almadım. Çünkü en başından beri içimde var olan yazma hissi ve zaten var olan boş vaktimi değerlendirmekten kaynaklanıyordu. Bu şeyin çok fazla okunması benim suçum veya ekstra bir çabamdan kaynaklanıyor değildi, bu benim ülke insanın ortalama zekasını ve düşüne yapısını çok iyi kavrayan biri olmamdandı. Çünkü ben biliyordum ki insanlar iki yüzlüydü ve en çok okunacak yazılar bunlar olacaktı, benim gerçekten istediklerim değil. Öyleyse ben istediklerimi de yazıp aralara insanların istediklerini de serpiştirmeliydim ki insanlar benim gerçekten istediklerimi de okuyabilsinler, farkında lığı yaratabileyim.

Ve gördüğünüz üzere oldu bu, 2006 yılının sonunda blogum günlük 20bin kişi ile buluşuyordu, ve diğer tüm verilere göre asla göz ardı edilemeyecek bir mecra olmuştu. Belirttiğim gibi yazmaktan başka ekstra hiç bir şey yapmadım, hatta şunu söyleyebilirim ki bir arkadaşıma bak ben bunu yazdım benim blogum bu okusana bile demedim.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi bu maceranın en başından beri benle birlikte olan ve yazan arkadaşlar da vardı, bunların içinden yoğunluğu nedeni ile daha sonraları yazmaya devam edemeyenler de oldu, bu arkadaşların içinde Dmoz editörleri ve diğer web projelerini yaratan o oluşumların içinde olanlar da oldu. Hatta eski dönemlerde .com un Nokta A.Ş. ye satılmadığında yu geliştiren onun sahibi arkadaşla muhabbetlerimiz dahi oluyordu. ( E tabi parayı bulunca unuttular bizi (: ) .wolkanca.com da para vermiyorduk ama dostluk ganiydi, insanlık ve samimiyet bolca var idi hala da var.

Asıl sizlerle paylaşmak istediğim konu şu ki arkadaşlar, gelin siz yazma durumunu büyütmeyin, hayatınızın tamamını ona adamayın, siz yazın istediğinizi, içinizden geleni, bırakın diğerleri nasıl düşünürse düşünsün, bırakın didişmeyi. Bu şeyden keyif almanın tek yolu, yazdığınız ile kendinizi ayrı tutmanızdır, insanlara blogunuzdan bahsederken olarak bahsedin, ve bir kişi hakkında bahsederken onun sadece blogunu bilerek kafanızda fikirler oluşturmayın, çünkü yazarı bloguna sadece yazdıkları ile var olmamıştır, onun yazmadığı ve yazdıklarından da çoğunun aslında öyle olmadığı durumlar da vardır. Zira iki kere yaşamaktır, zordur ve yazılmış bir şey çok önceki yaşanmışlıklardan alınan ders ya da onun minicik bir kesitinden ibarettir.

“Ey blog insanı” için 9 Yorum

  1. y4 diyor ki:

    son paragrafa hak vermemek elde değil.

  2. rzrarti diyor ki:

    pek güzel olmuş bayım. tebrik ederim :)

  3. PcKO diyor ki:

    güzel bir yazı olmuş.okunası bir yazı…

  4. atasagun diyor ki:

    güzel bir yazı olmuş, tebrikler.

  5. Alper diyor ki:

    çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler.seve seve okudum

  6. Burak budak diyor ki:

    biraz da devam ettirilebilir aslında …
    bloglar oldu sakin güzel internet ortamı yavaş yavaş dolmaya başladı herkes aradıklarını canlı varklıkların sürekli olarak içten güncelledikleri bloglarda bulmaya başladı. bu süreçte aşşağlık kompleksi olan insanlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. başkalarının başarıalrını çekememe hızla artı. ve diğer saf insanlarımız da bilmeden öğrenmeden araştırmadan karalamaya başladılar…
    daha çok devam eder bu ama bunları yazmak da bir fayda vermez.
    gelin güzelim sanal alemimizi de kirletmeyelim. en azından burda kardeşçe (onun başarısı benim başarımdır) diyerek yaşayalım …
    lütfen…

    not: abni çok iyi yazmışsın herşey iyice anlaşılıyor…

  7. bloggerdal diyor ki:

    çok güzel okunası bir yazı olmuş
    iki defa okudum böyle deneyimleri okumak bana daima birşeyler katar.resim hoştu yazıyı orda mı yazdın :)

  8. Erdem diyor ki:

    başlığı okuyunca ahmet çakar konuşmaya başlayacak sandım

  9. talat diyor ki:

    çok güzel. fikirlerine kesinlikle katılıyorum wolkan abi. durumu aynen özetlemişsin. paylaşılası bir yazı olmuş..

Yorum Yapın // msnİletişimleşin

Blogum Var!

Uyarı: Yazacağınız yorumun tüm harfleri ufak karakterlere çevrilip iletilecek, lütfen büyük harfle yazmayın, üzülürsünüz.