‘Yalnizlik’ olarak etiketlenmiş içerik

Teknoloji ve Yalnızlık

14 Kasım 2007 tarihinde, Teknoloji kategorisinde wolkanca yazdı, 6 adet yorum yapıldı. »

Teknoloji ve Yalnızlık
Teknoloji ı yalnızlaştırır mı? Bu yazımda buna değinmeye çalışacağım. Baştan belirteyim, öyle çok uzmanvari ve teknik cümleler okuyacağınızı sanmayın, burada her zamanki samimi ve tabiri yerindeyse eğer blogca bir okuyacaksınız. Zaten bloglar samimiliği ile diğer sitelerden farklıdırlar, öyle değil mi?

Teknoloji kısaca; çağımızda insanoğlunun gereksinim duyduğu işleri yapmakta kolaylaştırıcı yenilikler getiren alet, araç vs. yapılması, üretilmesi için gerekli olan bilgi ve yetenektir. Daha açık bir dille açıklamak için bir örnek vermem gerekirse teknoloji, Ankara dan İstanbul a herhangi bir vasıta ile 6 saat de gidilirken bunu getirilecek yenilik ile 4 saate indirmektir. Kabaca insanoğlunun tüm yaşantısına etki edebilen bir terimdir teknoloji.

Konumuzda bahsedeceğimiz yalnızlık ise, geçmişte kalabalık aileler ve ona bağlı dernek, kahvene vb. bilumum sosyal durumun, günümüzde azalmasıdır. Bu bireyin yalnızlaşması direkt olarak teknolojin getirdiği iletişim kolaylığı ve bir makineye bağlı kalan bireyin etrafındaki ile etkileşip sosyal bir durum meydana getirmediği tezidir.

Hepimiz aslında ımızın her safhasında teknolojileri kullanırız, örneğim prezervatif bir teknolojidir :) Tüp bebek tedavisi de tıbbi bir teknolojidir. Yani kısaca ımızın her alanında teknoloji ile yaşarız.

Peki, nedir bizim teknoloji ile alıp veremediğimiz ve nedir bu yalnızlaşıyoruz korkusu? Bence bazı teknolojileri yanlış kullanıyorlar veya aşırıya kaçabiliyorlar, dolayısıyla zamanlarının tümünü gereksiz uğraşla geçiren ın, sosyalleşme, karşılıklı iletişime vakti kalmıyor ve yalnızlaşmış oluyor. Hâlbuki yine örnek vermek gerekirse, internette geçirdiğimiz vaktimizi henüz internete bağlanmadan işlerimizi planlamış olsaydık ve sonrasında internete bağlanıp planladığımız işleri halledip zamanımızı doya doya sosyalleşerek yaşasaydık yalnızlaşmış olmazdık.
(more…)

Kayıp kent

08 Mart 2007 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, kimse yorum yapmadı. »

Kayıp bir kentte yalnızlık leri görürdüm eskiden. Düşümde biri dolaşırdı benimle. Yağmur sularınla karanlığa doğru kaçardı benden. O kimsesiz kayıp kentte, kaybolurdum sırf onu bulacağım diye… Hızlıca bir adım atardım ıssız kentin karanlık sokaklarına. O hep kaçar, hep koştururdu beni peşinden. Gitmezdim bazen. Her köşeyi dönüşünde arkasına bakardı o zaman… Ben ise herhangi bir sokağın herhangi bir kaldırımına oturup gelmesini beklerdim onun. Ama hiç gelmezdi… Uyanmayayım derdim bu ten, hiç olmazsa o gelene kadar uyanmayayım. Ama tam köşeyi dönerdi ki… Gözlerimi açardım geceye. Hüzün kaplardı tüm bedenimi.

O kayıp kentin herhangi bir kaldırımında kayıp çocuklar vardı geceleri… Dudaklarında bir şarkı bir tekerlemeyle belki, birbirlerini kovalıyorlardı umarsızca bağıra bağıra, özgürce… Onları seyreden yaşlı gözlerim dönemeçleri keserdi her seferinde…

Kayıp kente rengarenk bir kar yağdı bir kere. Altında aşıklar dans etti birbirlerini bulup… Ve ben yine bir kaldırıma oturup köşelerden hızlıca dönen ve bana her seferinde el sallayan onu seyrettim çaresiz… Çok yaklaştığımda kaybolduğunu gördüm…

Ve yağmur yağdı kentime. Ve yağmur yağdı sokaklarıma ve kaldırımlarıma… Ve bu gecede uyandığımda kayıp kentte aynaya bakıyorum, kaçıyor suretim… lerinde benliğini kaybeden ben kovalıyorum onu kayıp kentimin sonsuz dönemeçlerinde…

Yalnızlığımın çaresiz sel sessizliğinde…

Karamsarlık dolu bir yazı

05 Mart 2007 tarihinde, Hayattan kategorisinde wolkanca yazdı, 6 adet yorum yapıldı. »

Gitmeliyim artık… Senden, ondan, herkesten uzağa… Biliyorum burada durdukça daha çok can yanacak, duygular yıpranacak, ruhlarınız yorulacak, pes etmek isteyeceksiniz, uğrumda savaşmaya değmediğini göreceksiniz ve ben bu acıya katlanamayacağım, çekip gitmek isteyeceğim. Ne dur diyebileceksiniz ne de … Daha da yıpranacağım, üzüntüden gözlerimin altı moraracak, dışarı vurmamaya çalışacağım ama ne kadar tutabileceğim bu kanlı gözyaşlarımı… Karanlık köşelerde dökeceğim kanlarımı; benim hep bir parçam olmuş ve ne kadar ağlasam da kurtulamadığım gözyaşlarımı… Ağlayacağım, ağlayacağım, ağlayacağım… Asla gitmeyecek, bitmeyecek, kurtulamayacağım onlardan… Ömrüm boyunca birilerini üzeceğim, daha çok kırık ve sıkıntı bırakacağım arkamda ve artık gitmek isteyeceğim, belki de sonsuza kadar… Üzmek istemeyeceğim, kırmak istemeyeceğim, kederli ruhlarınızı bir daha rahatsız etmeyeceğim, bensiz kalacaklar artık… Gerçi ben olsam da içinizde, pek bir faydam yoktu… İşte bu yüzden bir şey fark etmeyeceksiniz ben giderken… Belki ufak bir çığlık , gitmeden son kez ağlarken kendi içimde.. Dışarıya kadar vuracak içimde hapsettiğim yalnızlık ve acı dolu çığlık… Yine yalnızım… Hep ağladım, hep üzüldüm, asla yapıcı olmadım hep yıkıcı oldum… Yürürken devirdim tüm güzel vazoları, artık çiçekle doldurulamayacaklar… Kandıramayacaksın artık kırık bir vazoyu güzel kırmızı bir gülle… Onun sana inancı zamanla eriyip yok olacak, izi bile kalmayacak, artık yanında değil karşında olacak… O zaman ne yapacaksın? İşte o zaman gitmenin daha uygun olduğunu anlayacaksın ve gideceksin… Suratından en bin parça, kalbin ellerinde ve tekrar tekrar kırılmış… Yapıştıramayacaksın artık, tamir edemeyeceksin asla, o kadar çok yama yapmışsın ki tamir edecek bir tarafı kalmamış… Ansızın bir rüzgar esse paramparça kalacak ellerinde… Gözyaşlarında yetmeyecek onu tamir etmeye artık… O kadar çok üzülmüşsün ki… Ah, yıpratmaya değer miydi kendini bu kadar? Birazcık için bile… Bak yine bulamadın ve kalbin yine boş bir şekilde elinde kaldı, yine gitmek zorunda olan sen oldun, yine ölmek isteyen bir sen kaldın… Bekledin işte gelmedi… Yine yalnızlığın korkusu kaldı sende, yalnızlık kaldı içinde… Ömrün boyunca taşıyacağın tek dostun ve aynı zamanda manın olan yalnızlık… Bilmez kimse senin kadar yalnız kalmayı, geceleri sessizce ağlamayı. Yastığın ıslansa da yalnızlık acısıyla dolu o gözyaşlarınla, yine başını o yastığa koymak zorunda olduğunu kimse senin kadar iyi bilemeyecek… Hiçbir zaman anlayamayacaklar seni bu kadar üzen şeyi… Umursanmamanın bu kadar acı olduğunu… Çare bulamayacaklar sana… Sen yine o küçücük sevgiye muhtaç olup tüm yaşadıklarına rağmen, göz göre göre yeni yollara gideceksin, onu tekrar arayacaksın… Peki sonuç; yine hüsran… Ne seni gönülden seven bir dost çıkacak karşına ne de sana kendini tamamen adayan bir sevgili… Tüm kalbiyle… Bu asla olmayacak ve sen yalnız öleceksin ve bunun daha doğru olacağını göreceksin, onun ya da başkalarının da kalbini paramparça etmektense bu yolun en doğrusu olduğunu bileceksin ve o zavallı kalbin sonunda huzurla dolacak, sen aşkı öbür tarafta bulacaksın… Ölümü tattığın zaman…

Git artık kalbimden

15 Aralık 2006 tarihinde, Ivır Zıvır kategorisinde wolkanca yazdı, 4 adet yorum yapıldı. »

Varlıkla yokluk arasında gidip gelen bi … Sürecek olan bu… En acı verici yanı ise hiçbir zaman karşılık bulamayacak olması… Yalnızlığın dayanılmaz gürültüsü kulak zarlarımı yırtcak gibi… Her yandan gelen sessizlik darbeleri… İşte bu benim yalnızlığım… Seninse mutluluğun… Değildir tabi… Ama yine de aynı şeyleri söylemek hoşuma gitmez bilirsin… artık

afili yalnızlık

25 Eylül 2006 tarihinde, Müzik kategorisinde muzlupasta yazdı, bir kişi yorum yaptı. »

6. cadde diye bir grup vardı hatırlarmısınız? İbrahim Tatlıses ‘in şarkısı Sabuha’yı sölüyorlardı. O grup dağıldıktan sonra grubun solisti Emre Aydın kaset yapmış. Daha piyasaya çıkmayan bu kasetteki afili yalnızlık şarkısının klibini buradan seyredebilirsiniz. Diğer şarkıları da çok harika . mesela belki bir gün özlersin . onu da buradan indirip dinleyebilirsiniz.Bu şarkıları dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Anamlar geldi

20 Eylül 2006 tarihinde, Ivır Zıvır kategorisinde wolkanca yazdı, 2 adet yorum yapıldı. »

Ohh be abijim yaw nedir bu bekarlık rezaleti 1 aydan fazladır yalnızdım evde sap sap yemek yok bişi yok bu gün annemler geldi köyü buraya taşımışlar yine her seneki gibi fındık çok..

FındukKara lahanaKara lahana