‘Şiir’ olarak etiketlenmiş içerik

Say ki bu adam gitti

02 Ocak 2007 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, 7 adet yorum yapıldı. »

Sen ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamaktı. Küçük bir hıçkırıktın gecemin sessizliğine damlayan. Sen ki yaşanılmaya çalışılan bir düş yangını. Çek gemilerini benim sularımdan… Bütün kıyıları kurşunlanmış, bütün suları bıçaklanmış bir denizdeyim. Rengine rehnedilmiş bir gece giydiriyorum üstüme. Şakacı bir sitem iliştiriyorum usulca yokluğuna. Bir bilsen aklımdakini! Sustumsa, alıngan bir cümlenin kahrını düğümleyesin diye. Sen ki ilk vazgeçemeyişim, ilk kıskançlığım, ilk ömrüme yazdığım, uzaklardan sevdalandığım, kızdığım, affetmediğim, affedemediğim. Olmayacak bir duaya amin demek gibi sevdiğim, hep geç kaldığım. Saatini şaşırmış dönüşlerin bir anlamı yok. Şimdi sen geç kaldın. Say ki bu adam gidiyor, karanlığın ve kalabalığın zifirine savurmuş yüreğini… (more…)

Ben seni görmeden sevdim

24 Aralık 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, 9 adet yorum yapıldı. »

Bu şiire bayıldım kim yazmış bilmiyorum benim okuduğum yerde yazmıyordu.
ben seni görmeden
ahlakına hayran
ruhuna sevdalıyım.
aradaki mesafelerin ne önemi varki?
kalpten kalbe köprü kurulmuş bir kere.
ı iki öpücükten ibaret sayanlara inat
ben seni görmeden .
hani aynı evin içinde olupta
aralarına kalın duvarlar örenler
hatta
yanyana olupta
aralarına kilometreler yerleştirenler varya
duysunlar sevdamı
utansınlar
ben seni görmeden
ask nedir?
gözle görülmezki
kalple hissedilir bence
ask ondan cok uzaklarda
onunla olabilmektir
paylaşmaktır acıyı tatlıyı
ben seni görmeden

Yer altından akan bir su gibi uzaktı ses

01 Aralık 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, bir kişi yorum yaptı. »

Tuhaf bir rüyadan uyandım bir gece,
Bir ses benimle konuşuyor gibiydi,
Yer altından akan bir su gibi uzaktı ses,
Kalktım, dedim: Nedir benden istediğin.

Aşıksan ve aşık olduğun kızın seni aramasını ümit ediyorsan, bütün gece ‘duyduğun’ tek ses çalmayan telefonun sesidir. Tüm gece algıladığın tek şey tamda onun seni aramadığıdır. Ounla trene binmek üzere garda bulaşacaksın ve yüzlerce insana rağmen sevdiğin orada yoksa, tüm bu ı görmezsin bile. Yoluna engeldir bu olsa olsa, senin için hiç bir önemleri yoktur. Hatta gözüne çirkin ve iğrenç bile görünebilirler. Boşuboşuna ortalıkta yer tutuyorlardır. Senin algıladığın tek şey ise onun orada olmadığıdır.

Bu hayat hep böyle mi kalır

24 Ekim 2006 tarihinde, Müzik kategorisinde wolkanca yazdı, 5 adet yorum yapıldı. »

kaçağım, eşkıya aşklar yaşarım durmadan, kaşla göz, dağla uçurum arası. konar göçerim, sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar. sığsın isterler defnelerim küçücük saksılarına. yetmez dağ başlarımın teslimiyeti istenir. ya katlim ya ihanetim. bilmezler bir başka yol olduğunu. yani ben eşkıya, her yanı pusu. gözlerimdeki dumanlı dağlara sevdam, zülfümde gölgeye sığınmam bundandır. o zaman keyif çatarım silah diye sevdanın doruğuna. buzullar erir, nehirler yatak değiştirir, sevdalarını ışıklarında yıkarlar, sonrada yürekleri seslerinde gürül gürül akarlar. çıplak suretleri dağ başları resmeder o dem, iklim değişir, hüzün olur. yüreğimden gayrisine sır vermediğim doğrudur, kaçaklık bu. hadi gel şahrudum dağlara gövde verelim. göğüsün tahtasının altı ol, yoksa vuracak beni hasretin bir tenhada. yakışır mı bir kaçağa ecel eliyle ölmek. (more…)

Ömer Hayyam Rubaileri

18 Ekim 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, 10 adet yorum yapıldı. »

Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetine bağlamışım ben.

Büyükse de isyanım, kötülüklerim,
Yüce Allah’dan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.
(more…)

İstanbul ağrısı

14 Ekim 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, 2 adet yorum yapıldı. »

“kanatları parça parça bu ağustos geceleri
yıldızlar kaynarken
şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
sen
eğer yine ’san
yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim

pancak pancak şiirler tüküreceğim
demek yine ben
limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
mavi asfaltlara çökmüş
diz bağlıyor
eğer sen yine ’san
kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
sirkeci garı’nda tren çığlıklarıyle bıçaklanıp
intihar dumanları içindeki haydarpaşa’dan
anadolu üstlerine bakıp bakıp
ağlayan
sen eğer yine ’san
aldanmıyorsam
yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine senin emrindeyim
utanmasam
gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
kendimi yani şu bildiğim atilla ilhan’ı
zehirleyebilirim

sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
imtihan çığlıkları yükseliyor üniversite’den
tophane iskelesi’nde diesel kamyonları sarhoş
direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şöförler
uykusuz dalgalanıyor

ulan sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kurdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
antenlerinden
neden
peki ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
çaresiz zehirle kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığın
o senin ağrın
o senin

eğer sen yine ’san
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine ’san
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim

ulan yine sen kazandın
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
yanılmıyorsam
sen eğer yine ’san
senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir

ulan bunu sen de bilirsin
kaç kere yazdım kimbilir
kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
1949 eylül’ünde birader mirc ve ben
sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık
sana taptık ulan
unuttun mu
sana taptık”

istanbul ağrısı

Asi bir küheylan

29 Eylül 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, 3 adet yorum yapıldı. »

Yusuf Hayaloğlu'nun şiirlerine bayılırım, öyle bir dile getirir o şiirleri inanamazsınız o şiiri çok içlerinizde hissedersiniz, içinize işler. Bu gece bir arkadaşımın bigisayarının arızasını giderirken hardiskinin içinde buldum bu ü, tam 3bin kadar ün içinde buna denk gelmiş benim winamp kısmet işte gecenin bir vakti. Dinleyin, sonra gidip adamın ünü alın. Fighting Mad
powered by ODEO & Wolkanca

Aşiret çocuğuyam adım Küheylan
Kızılca kıyamet yaylasında doğmuşam
Koyaklarda kartal uçurmuşam, kurt kovalamışam, adam vurmuşam
Onursuz yaşanmaz demişem
Rezil rüsva etmemişem kendimi böceklere
Yavri yavri
Bu yüzden dik bakaram adamın yüzüne
Bu yüzden böyle hoyrat kalmışam (more…)

Sessiz

27 Eylül 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, kimse yorum yapmadı. »

nur, şiir

Ne zaman sevdimse ben

26 Eylül 2006 tarihinde, Aşk Meşk, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, 2 adet yorum yapıldı. »

Ne zaman sevdimse ben Ben ne zaman sevdimse, kuzeyden vurdu sözlerimi ayaz. Tutuldum cümlelerimden. Kalemimde inceden bir ağrı. Kağıtlar takatsiz, zarfların ağzı yumuk.
İsminin yerine koyduğum zamirler, müsteara bile dönüşememişken yenildim mecaza. Ay dedimse sen, ceylan dedimse gözlerinin karası. Deniz dediysem ayrılığın tam ortası.
Yetmezmiş gibi üstüme geldi hatasız teşbihler. ‘Sen gibi…’ oldu her şey. Nefes almak gibi oldu seni düşünmek.
Sıtma tuttu ruhumu. Hayalinin ateşi çıktı ve titredi işaret sıfatları. ‘O kız’ dedi öteden biri. Mef’uller hep bir ağızdan haykırdı beriden: ‘ona..ona..ona…’ Fiili yola koştum telaşla. Yoruldu ve sustu.
Ne zaman sevdimse ben, rutubete duran kalbimin duvarlarında sızıntı, beynimi kemiren efkarımda kesif bir kıyamet provası… Haniyse kar yağmayacak dağlarıma, yarılacak ortadan.
Gözlerimi saçının teline düşürdüğüm gün, mübalağa bıraktı er meydanını. Gülbanklar değil, ümitsizliğimin salasıdır bu okunan. Gitgide kararan yalnızlığıma sor uykunun ülkemden hicretini.
Tarih düştüm almanaklara: ‘Günlerden berâat: Sahibini bulduğu anda kaybeden ın sırra kadem basışı.’

Kirli yüzlü melekler

23 Eylül 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, 2 adet yorum yapıldı. »

sayende sayebân olduk şehri
sayende sebil olduk, aç kaldık, sefil olduk
yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda
ve yaktı perişan eyledi sine-i sâd-pâremizi
saplanıp hançer misâli bir hilâl
sokaklar serseri biz serseri
yüksekkaldırım da
bir cezayir şarkısını dile getirdi plâklar
cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir
sinemalar neredeyse boşalacaklar
(more…)