‘Sevgi’ olarak etiketlenmiş içerik

Tek taşın kerameti

23 Eylül 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, 5 adet yorum yapıldı. »

tektas in kerameti

Bir gidebilsem

18 Eylül 2006 tarihinde, Aşk Meşk, Wolkanca kategorisinde wolkanca yazdı, 4 adet yorum yapıldı. »


Gitmeliyim - Biliyorum - Tamam Gidiyorum - Hoscakal - :) Boleyiz. - Wolkanca.Com

Sen benim

10 Eylül 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, kimse yorum yapmadı. »

benim ulaşamadığımsın, ulaşamadığım halde vazgeçemediğim. benim dokunamadığımsın, dokunamasam da uzaklaşamadığım. benim en yakınımda olansın, en yakınımda olup da uzaklarda duranımsın. benim konuşamadığımsın, hiç susmadığım halde bir şey söyleyemediğimsin. benim anlayamadığımsın, bu kadar çok bilip de çözemediğimsin. benim göremediğimsin, bakıp da kör olduğumsun. benim, bilip de söyleyemediğim, bakıp da göremediğim, dokunup da hissedemediğim, duyup da dinleyemediğimsin. benim anlatılmaz bir sevgiyle sevip de, sevemediğimsin…

Yerine sevemem

27 Ağustos 2006 tarihinde, Müzik, Wolkanca kategorisinde wolkanca yazdı, 5 adet yorum yapıldı. »

Gökhan Kırdar Yerine sevemem - Wolkanca.Com
Durduk yerde adamın .mina koyan şarkılar
vardır işte buda böyle bir şarkı. Yan komşuda çalarken bile duysan içine sızabilen şarkı…

*
powered by ODEO

(more…)

Korumalı: Bitti diye üzülme yaşandı diye sevin

18 Ağustos 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, Yorumları görmek için parolanızı girin.

Yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


Senden bir sevgi alacağım var

23 Temmuz 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, bir kişi yorum yaptı. »

Yaşanmamış sevdalarım var.
Yarım kalmış sevgilerim…
Kederlerim, hüzünlerim var.
Göz pınarlarında henüz akmamış
Göz yaşlarım var.
Özlediğim anılarım,
Sensiz yaşanan yıllarım var…
Adını koyamadığım duygularım,
Birde;
Bakamadığım ın var.

Yaşanmamış mevsimler yaşadı gönlüm,
Kalbim çöl rüzgarlarında kavrulurken,
Gözlerimde yaşları dondurdum ben.

Bir kelebek kanadında yaşadım sevgimi,
Ya sevmesini bilemedim,
Ya sevene çok değer verdim.
En iyi ağlayan, en çok sevenmiş derler SEVDİĞİM,
Yazık!
Ağlayanın ben olduğunu öğrendim.

gönlümde misafirdin.
Zamanı geldiğinde gideceğin,
Ben hancıydım sevgilim,
Sevgimi kalbime sürgülediğim.
adını hüzün koyduğum,
Her gece gönlümde uyuduğum,
gözlerimde hasretim,
Dilimde adını tükettiğim,

SENDEN BİR SEVGİ ALACAĞIM VAR!
SELDA SARIGÜL

Öz

16 Temmuz 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, kimse yorum yapmadı. »

aş acısıÖZümdün ( Yüreğimin İçinde )

ÖZeldin ( Benzeri Olmayan )

ÖZneydin ( Cümlemin Başında )

ÖZendin ( Başka Aşklara )

ÖZlenendin ( Yalnızlığımda )

ÖZgürsün ( Bendeki Sende )

HoŞCaKaL

Seninle Karayip korsanlarını izlemek vardı

14 Temmuz 2006 tarihinde, Wolkanca kategorisinde wolkanca yazdı, 4 adet yorum yapıldı. »

Bu gün hayatımın en şanssız anını yaşadım dünyalar güzeli bir kız ile “Karayip koranları: Ölü adamın sandığı” filmini seyretme şansını 1 saat ile kaçırdım.

(more…)

Dünyada 3 tür sevgi vardır…

27 Haziran 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, 15 adet yorum yapıldı. »

Bu hikayeyi Masumi Toyotome diye bir yazmış. Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir diye başlıyor hikayesine. Ama nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor

sevgi_wolkanca üç türlüdür. Birincinin adı “Eğer” türü . Belli beklentileri karşılarsak, bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome en çok rastlanan türü budur diyor. Bir şarta bağlı . Karşılık bekleyen . Sevenini, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir türüdür bu diyor yazar. Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı karşılığı bir şey kazanmaktır. Yazara göre evliliklerin pek çoğu “Eğer” türü üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile “Eğer” türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle “Sınavları kazanamadın, bir de utanmadan Hakone’ye gittin?” diye bağırıyor. Delikanlı “Ama baba vaktiyle sende bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın diyor. Baba daha çok kızarak delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı diyor yazar. Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı. İnsanlar “Eğer” türü sevginin üstünde bir arayışı içindeler aslında. Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek bu genç adamın yaptığı gibi yaşamı sürdürmekle ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir diyor Masumi Toyotome. İlginç değil mi?

İkinci türe geçiyoruz; “Çünkü” türü . Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni . Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni . Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni . Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki. Seni . Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki. Yazar, “Çünkü” türü sevginin “Eğer” türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir egomuzu okşar. Bu tür olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün “Eğer” türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki bu tür de, yükler getirir insana. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfının en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW’si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi diye soruyor Toyotome. “Çünkü” türü de, ve sağlam olamaz diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz korkusu. Tüm ın iki yani vardır. Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve beni sevmezse endişesidir. Japonya’da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın, yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu , sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş… yazar; toplumlardaki sevgilerin çoğu “Çünkü” türünde olup bu tür sevgiler, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor. Peki o zaman, sevginin, güvenilebilecek sevginin özellikleri nedir? Ve işte sevgilerin en gerçeği.

seniseviyorum_wolkanca Üçüncü tür benim “Rağmen” diye adlandırdığım türdür diyor yazar Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için? “Eğer” türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için “Çünkü” türü de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan bir şey beklediği için değil, bir şeyler eksik olmasına rağmen sevilir. Esmeralda, Quasimodo’yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına rağmen sever. Asil,yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda’ya çingene olmasına rağmen aşıktır. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insani olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Tabii bu, sevgiyle karşılanması şartı ile. Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin bir konum elde ederek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. yazar yüreklerin en çok susadığı budur diyor. Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı yada senden daha önemlidir. Bunun böyle olduğundan nasıl emin olacaksınız? Hakli olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor. “Şu soruma cevap verin,” diyor. Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize yaşamamın ne yararı var diye sormaz mıydınız? Devam ediyor Toyotome; şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi? Diyelim sıradan bir yaşamınız var. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde , derin ve doyurucu bir bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız? diye soruyor ve yanıtlıyor; Öyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar, ya da kendilerini iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar. Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor, “Rağmen” türü sevgiyi. Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni “Rağmen” türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza olan inancınızdır. Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome. Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede başkasına verecek fazlası yok? diye açıklıyor. Anlatıyor; Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da ayni şeyi başkasından beklemektedir. Peki bu dünyada ne kadar var. Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede? Hepsi o…

Ve asıl çarpıcı cümle en sonda; DÜNYADAKİ EN BÜYÜK KITLIK, RAGMEN TÜRÜ SEVGİNİN YETERİNCE OLMAYIŞIDIR. Ben seni her şeye rağmen diyeceğim, ama senin rağmenlik hiç kusurun yok.

İ SEVİYORUMseviyorum wolkanca.Com

Gerçek Sevgi

22 Haziran 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde muzlupasta yazdı, 21 adet yorum yapıldı. »

Koskoca bir bahçede harikulada çiçekler içinde bir papatya..Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş Ak sakallı bahçıvana..Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce
çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin.. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormus.. Sadece ona değsin makası, Sadece ona
gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı,

(more…)