‘ölüm’ olarak etiketlenmiş içerik
Barış Akarsu’yu kaybettik
05 Temmuz 2007 tarihinde, Medya kategorisinde wolkanca yazdı, 120 adet yorum yapıldı. »Öldürdünmü onlar gibi öldüreceksin
01 Temmuz 2007 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, 8 adet yorum yapıldı. »öldürdün mü Amerika gibi öldüreceksin
kimsenin sesi çıkmayacak
ağır bombardıman uçakların olacak
koordinatları belirlenmiş hedefleri vuracaksın
hergün başka bir düğün evinde yaşanan mutluluğu paramparça edip
üzerlerine ölüm saçacaksın
çocuklar kurtulacaklar uzun yaşayarak
görecekleri dertlerden
hepsini topluca bir mezara dolduracaksın
artık ne geçim sıkıntısı kalacak
evlenecek gençlerin
ne de olup biteni anlatacak görgü tanığı
geride kimseyi sağ bırakmayacaksın
öldürdün mü Amerika gibi öldüreceksin
kimsenin sesi çıkmayacak
tam techizatlı askerlerin olacak
uzun menzilli silahlarla vuracaksın
hızlı giden bir araba
sokakta koşan genç bir adam
slogan atmak için yürüyen topluluk
pratik çözümler bulup
hepsini havaya uçuracaksın
çakal sürüsü gibi birlikte gezecek
gece yarısı kapıları kırarak gireceksin içeri
ani baskın yapacak
masum insanların ellerini arkadan bağlayıp
kafasına çuval geçirecek
ve aşağılık cümlelerle konuşacaksın
öldürdün mü Amerika gibi öldüreceksin
kimsenin sesi çıkmayacak (more…)
Bu taraftar seni unutmayacak Derwall!
26 Haziran 2007 tarihinde, Spor kategorisinde wolkanca yazdı, 7 adet yorum yapıldı. »Galatasaray’ın efsane teknik direktörü Jupp Derwall hayatını kaybetmiş. Tüm Galatasaray ve spor camiasının başı sağolsun. Toprağı bol olsun…

Lisa Lopes’in ölm anı görüntüleri
27 Mayıs 2007 tarihinde, Medya kategorisinde wolkanca yazdı, 17 adet yorum yapıldı. »Hip hop müziğinin Amerikalı ünlü ismi Lisa Lopes’in 2002 yılında trafik kazası sonucu ölürken çekilen görüntüleri ortaya çıktı. Feci kaza anı çığlık ve panikleriyle böyle kameraya alındı.
Karamsarlık dolu bir yazı
05 Mart 2007 tarihinde, Hayattan kategorisinde wolkanca yazdı, 6 adet yorum yapıldı. »Gitmeliyim artık… Senden, ondan, herkesten uzağa… Biliyorum burada durdukça daha çok can yanacak, duygular yıpranacak, ruhlarınız yorulacak, pes etmek isteyeceksiniz, uğrumda savaşmaya değmediğini göreceksiniz ve ben bu acıya katlanamayacağım, çekip gitmek isteyeceğim. Ne dur diyebileceksiniz ne de git… Daha da yıpranacağım, üzüntüden gözlerimin altı moraracak, dışarı vurmamaya çalışacağım ama ne kadar tutabileceğim bu kanlı gözyaşlarımı… Karanlık köşelerde dökeceğim kanlarımı; benim hep bir parçam olmuş ve ne kadar ağlasam da kurtulamadığım gözyaşlarımı… Ağlayacağım, ağlayacağım, ağlayacağım… Asla gitmeyecek, bitmeyecek, kurtulamayacağım onlardan… Ömrüm boyunca birilerini üzeceğim, daha çok kırık kalp ve sıkıntı bırakacağım arkamda ve artık gitmek isteyeceğim, belki de sonsuza kadar… Üzmek istemeyeceğim, kırmak istemeyeceğim, kederli ruhlarınızı bir daha rahatsız etmeyeceğim, bensiz kalacaklar artık… Gerçi ben olsam da içinizde, pek bir faydam yoktu… İşte bu yüzden bir şey fark etmeyeceksiniz ben giderken… Belki ufak bir çığlık , gitmeden son kez ağlarken kendi içimde.. Dışarıya kadar vuracak içimde hapsettiğim yalnızlık ve acı dolu çığlık… Yine yalnızım… Hep ağladım, hep üzüldüm, asla yapıcı olmadım hep yıkıcı oldum… Yürürken devirdim tüm güzel vazoları, artık çiçekle doldurulamayacaklar… Kandıramayacaksın artık kırık bir vazoyu güzel kırmızı bir gülle… Onun sana inancı zamanla eriyip yok olacak, izi bile kalmayacak, artık yanında değil karşında olacak… O zaman ne yapacaksın? İşte o zaman gitmenin daha uygun olduğunu anlayacaksın ve gideceksin… Suratından düşen bin parça, kalbin ellerinde ve tekrar tekrar kırılmış… Yapıştıramayacaksın artık, tamir edemeyeceksin asla, o kadar çok yama yapmışsın ki tamir edecek bir tarafı kalmamış… Ansızın bir rüzgar esse paramparça kalacak ellerinde… Gözyaşlarında yetmeyecek onu tamir etmeye artık… O kadar çok üzülmüşsün ki… Ah, yıpratmaya değer miydi kendini bu kadar? Birazcık sevgi için bile… Bak yine bulamadın ve kalbin yine boş bir şekilde elinde kaldı, yine gitmek zorunda olan sen oldun, yine ölmek isteyen bir sen kaldın… Bekledin işte gelmedi… Yine yalnızlığın korkusu kaldı sende, yalnızlık kaldı içinde… Ömrün boyunca taşıyacağın tek dostun ve aynı zamanda düşmanın olan yalnızlık… Bilmez kimse senin kadar yalnız kalmayı, geceleri sessizce ağlamayı. Yastığın ıslansa da yalnızlık acısıyla dolu o gözyaşlarınla, yine başını o yastığa koymak zorunda olduğunu kimse senin kadar iyi bilemeyecek… Hiçbir zaman anlayamayacaklar seni bu kadar üzen şeyi… Umursanmamanın bu kadar acı olduğunu… Çare bulamayacaklar sana… Sen yine o küçücük sevgiye muhtaç olup tüm yaşadıklarına rağmen, göz göre göre yeni yollara gideceksin, onu tekrar arayacaksın… Peki sonuç; yine hüsran… Ne seni gönülden seven bir dost çıkacak karşına ne de sana kendini tamamen adayan bir sevgili… Tüm kalbiyle… Bu asla olmayacak ve sen yalnız öleceksin ve bunun daha doğru olacağını göreceksin, onun ya da başkalarının da kalbini paramparça etmektense bu yolun en doğrusu olduğunu bileceksin ve o zavallı kalbin sonunda huzurla dolacak, sen aşkı öbür tarafta bulacaksın… Ölümü tattığın zaman…
Dilara’nın ölümünden hepimiz sorumluyuz
01 Mart 2007 tarihinde, Gündem kategorisinde wolkanca yazdı, kimse yorum yapmadı. »Haberi izledim [via] ve 5 yaşındaki Dilara’yı babasının kucağında görünce bütün vucudum sanki taş kesildi, kahroldum, şu an bile yazacak hiç bir şey bulamıyorum kelimeler yetmez gibi geliyor bu duyguyu anlatmaya. O babanın yerine kendinizi koymayı bir deneyin sizde benim gibi hissedeceksiniz. Biz ne zaman adam olacağız ülke olarak söylermisiniz, böyle bir ihmalle 5 yaşında güzeller güzeli bir yavru ölüyor yıl 2007 ve avrupa birliğine girmeye niyetli bir ülke burası, eğer bu olay ab ülkelerinden birinde olsaydı çoktan o müthait ve diğer yetkililer yargıya hesap veriyordu ve daha fazlası. İnsan yaşamının önemsenmediği bir yerde neyin önemi olabilir bana söylermisiniz? Ben söyleyeyim hiç bir şeyin.
Ölüm
31 Ekim 2006 tarihinde, Wolkanca kategorisinde wolkanca yazdı, 12 adet yorum yapıldı. »Bu aralar ölmek istiyorum yafrim son defa göreyim seni ne olur…
Uyandığımda gözlerimi açmak istemiyorum.. “Biraz daha” Uyku çok tatlı değil.. Ama hayat çok acı. Kabuk bağlayan yaralarımı periyodik olarak soyuyor hayat kan akmasına aldırmadan. Kanamam zevk veriyor bir çok insana.. Hayatta insanı ölüme iten sayılı şey vardır.. Listenin ilk iki numarası, anlaşılamamak ve yanlış anlaşılmak.. İkisi arasında bir yerde boğuluyorum evet.. Uyanmamalıyım ben..
Bazen her şey haddinden fazla kötü gider… Hapishane… Parmaklıklar şekil değiştirmiş sanki… Gardiyan eve ekmek getiriyor.. Ekmek arası dayak…
Bazen her şey haddinden fazla kötü gider… Yalnızlığımı fazla dağıttım bu gün… Toplamayacağım…
Hayır baba… Sana inat, yaşamaya devam etmeliyim belki de.. Ama artık, yaşamayacağım da… İntihar faydasız.. Tecrübeyle sabittir…
Ama bundan sonra susacağım herkese.. Belki sessizliğim duyulur… Kim bilir…
Bazen her şey haddinden fazla kötü gider… Bazen hakim kendisi için kırar kalemi…
(more…)

