‘microbloging’ olarak etiketlenmiş içerik
Twitter ne ola ki?
15 Mart 2008 tarihinde, internet kategorisinde wolkanca yazdı, 11 adet yorum yapıldı. »Bazen ben de blog da yazdıklarımı unutuyorum inanın, 3 yılı aşkındır blog yazıp, 1600 den fazla yazı olunca kişinin blogunda unutması doğal.
Hep olan bir şeyden bahsedeyim, şimdi nacizane biz profesyonel internet kullanıcısı olarak tabir edilen tiplerdeniz ve bir servisi kullanmaya devam edersek eğer, bunu gören diğer arkadaşlarımız hemen -aha bu adam bu servisi kullanıyorsa iyi bir şeydir lan! deyip o olaya dalıyor ve hemen sorularla bizi boğuyorlar. Bu sorular sayesinde de bana yazacak malzeme çıkıyor işte. Tıpkı kullandığım Delicious, Flickr, Lastfm vs. servislerde olduğu gibi şimdi de Twitter hakıında yazmam farz oldu. Tabiki yeni bir servis değil Twitter ama bununla yeni tanışan arkadaşlar için kısa bir açıklama mahiyetinde yazabilirim.
Twitter, basitce şu soruya cevapların yazıldığı bir servis: "şu anda ne yapıyorsun?". Internet nufusunun dünya nufusu ile hemen hemen yaklaştığı ( hatta geçtiği de söylenebilir ) günümüzde belki bir ihtiyaçtan yola çıkan bir servis. Takipçileriniz oluyor ve şu anda ne yaptığınızdan haberdar oluyorlar, sizinde takipçisi olduğunuz kişiler oluyor ve siz de onların o anki durumunu, ne yaptıklarını takip edebiliyorsunuz. Eğer cesaretiniz varsa bütün dünya sizin o an ne yaptığınızdan haberdar olabilir.
Banane ya kimin ne yaptığından diyebiliriz elbette, fakat biraz düşünürsek Twitter çok farklı şekillerde, çok farklı amaçlarla kullanılabilecek harika bir fikir olduğunu görebiliriz, basitçe bir örnek;
"Taksim’de kahve içiyorum" yazıyorsunuz, bu cümle bütün arkadaşlarınıza sms ile gönderiliyor. Belki de o sırada Taksim’de olanlar çıkageliyorlar.
Şu anda ne yaptığım kimin umurunda, sürekli yayın halinde olmanın kime ne faydası var diyebilirsiniz. Haklısınız, aslında ben de bundan alınan zevke biraz uzağım. Ama duyduğuma göre dünyada gençler, özellikle genç kızlar, artık sabah uyanınca arkadaşlarına "günaydın" diye SMS atıyorlarmış. Gün boyunca "sıkılıyorum", "coğrafya dersindeyim", "bugün mert mavi kazak giymiş" gibi içeriksiz mesajlar göndermek suretiyle birbirlerini her saniyelerinden haberdar etmek zorunda hissediyorlarmış.
