‘Felsefe’ olarak etiketlenmiş içerik

ODTÜ felsefe öğrencileri

04 Aralık 2006 tarihinde, Geyik kategorisinde wolkanca yazdı, 14 adet yorum yapıldı. »

ODTÜ öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan dersinin final sınavında sınıfa gelmiş ve sınav sorusu olarak tahtaya, "Why?" (Neden?) yazmış. Öğrenciler ilk önce ne yazacaklarını şaşırmışlar, sonra herkes birşeyler yazmaya başlamış. Yalnız bir öğrenci, sınavın ilk dakikasında kağıdını teslim etmiş. Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: "Why not?" (Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan "100" almış.
(more…)

Yer altından akan bir su gibi uzaktı ses

01 Aralık 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, bir kişi yorum yaptı. »

Tuhaf bir rüyadan uyandım bir gece,
Bir ses benimle konuşuyor gibiydi,
Yer altından akan bir su gibi uzaktı ses,
Kalktım, dedim: Nedir benden istediğin.

Aşıksan ve aşık olduğun kızın seni aramasını ümit ediyorsan, bütün gece ‘duyduğun’ tek ses çalmayan telefonun sesidir. Tüm gece algıladığın tek şey tamda onun seni aramadığıdır. Ounla trene binmek üzere garda bulaşacaksın ve yüzlerce insana rağmen sevdiğin orada yoksa, tüm bu ı görmezsin bile. Yoluna engeldir bu olsa olsa, senin için hiç bir önemleri yoktur. Hatta gözüne çirkin ve iğrenç bile görünebilirler. Boşuboşuna ortalıkta yer tutuyorlardır. Senin algıladığın tek şey ise onun orada olmadığıdır.

Koyunları önce çayıra salar sonra güdersin

28 Kasım 2006 tarihinde, Wolkanca kategorisinde wolkanca yazdı, 5 adet yorum yapıldı. »

Bir zamanlar ayaklarının kırkınıda müthiş bir hünerle kullanan çok güzel eden bir kırkayak varmış. Ormanda tüm hayvanlar kırkayağın ını seyretmeye gelirler ve her seferinde onun edişine hayran kalırlarmış. Ama onun bu edişini beyenmeyenlerde varmış onlardan biride kurbağaymış.
Kurbağa ne yapsamda kırkayağın böyle güzel etmesini engellesem? diye düşünüp duruyormuş. Güzel etmiyorsund ese olmazmış, ben senden daha iyi ediyorsum dese yine olmazmış çünkü herkes kırkayağın çok güzel ettiğini biliyormuş. Sonunda düşünmüş taşınmış ve bir plan hazırlamış.
Oturup kırkayağa bir mektup yazmış. “Eşi benzeri olmayan saygı değer kırkayak kardeşim! diye başlamış mektubuna. “Sizin benzersiz danslarınızın nacizane bir hayranıyım. Müsadenizle sizden şunu öğrenmek isterim; Nasıl böyle güzel dansedebiliyorsunuz? Acaba önce 13. sol ayağınızı sonrada 27. sağ ayağınızı atarakmı dansa başlıyorsunuz? Sonrada 11. sağ ayağınızı kaldırıp 35. sağ ayağınızımı indiriyorsunuz? Cevabınızı bekliyorum. imza: nacizane hayranınız, kurbağa”
Kırkayak mektubu alır almaz nasıl ettiğini düşünmeye başlamış. Önce hangi ayağını attığını? Ondan sonra hangi ayağını kaldırdığını? Ve sonunda ne olmuş sizce? :)
Kırkayak dans etmeyi bırakmış. İşte bize aklın yaratıcılığı nasıl engelleyeceğine dair çok güzel bir örnek.
Sevgili arkadaşlar lütfen bana sorularınızı yazarken neyi nasıl yaptığımı sormayınız, sizin ne yapmak istediğinizi ve benim size nasıl yardımcı olabileceğimi yazınız.
Ben koyunlarımı çayıra salıyorum ve ondan sonra onları güdüyorum, bu aynen bir ın önce çizeceği şekli hayal edip hayalinde o resimi bitirip daha sonra eline boyaları alıp hayalinde bitirdiği resmi tuvale dökmesi gibi resim ı sondan başa doğru gider yani hayalinde bitirir resmi sonra hayalindeki resime en yakın olacak şekilde boyalarıyla detaya girer.
Mutlu haber; Yazmaya başladım :)

Karanlık yalnızca ışığın yokluğudur

20 Ekim 2006 tarihinde, Wolkanca kategorisinde wolkanca yazdı, 2 adet yorum yapıldı. »

Geceleyin yanmakta olan büyük bir ateş düşün. Ateşten etrafa binlerce kıvılcım dağılmaktadır. Ateşin etrafı aydınlıktır. Kilometreler ötesinden de zayıf bir ışık görmek mümkün olabilir. Dahada uzaklaşırsak ateş karanlık gecede bir fener kadar cılız bir ışık halinde görünür. Ateşten uzaklaşmaya devam edersek ışık bir süre sonra bize ulaşmaz. Işınlar bir noktada geceye karışır. Ve her yer karanlık oluncaya hiç bir şey göremeyiz. Artık ne gölgeler ne çizgiler vardır.
Plotinos (205-270)
(more…)

Dostlarım

14 Ekim 2006 tarihinde, Wolkanca kategorisinde wolkanca yazdı, 4 adet yorum yapıldı. »

Sonra gerçek hakiki dostlarım aradı karamsar günlerimi aydınlattı.
Geçmişte okuduğum “Sofinin dünyası (Jostein Gaarder)” adlı tarihini anlatan bir roman; sofi norveçte yaşayan bir çocuk, babası gemi kaptanı genellikle onlardan uzakta ve mektuplaşırlar, annesi ile beraber bahçeli bir evleri var sofinin hayvanları var ço sever onları. Bir gün sofi okuldan gelirken her zamanki gibi posta kutusunu kontrol eder ne gelmiş diye orada bir zarf görür üzerinde Sofi’ye diye yazar mektup kendisinedir ama zarfın üzerinde ne bir pul vardı nede kimden geldiğine dair bir bilgi. Sofi şaşkınlıkla meçhul kişiden gelen mektubu alır ve açar artık sofi tarihi derslerine başlamıştır, tabi biz okuyucuda sofi ile beraber bu derin tarihine gireriz. 500 küsür sayfadır taa yunan mitolojisi ve mitlerinden başlar semavi dinlerden girer mitler filozoflar off off, biraz ağır bir konu işlediği için çoğu normal kişiye sıkıcı gelebilir ama ben normal olmadığım için 3-5 sefer okudum.
Bir dostum vardı artık yok adı Selim o kurtuluşta yaşardı babası emekli askerdi ı biraz karmaşıktı yalnızdı. O dönemler onun gibi yalnız ve özgür yaşamaya imrenmişimdir. Bir gün bana bu kitabı hediye etti ve ayrıldık bir daha hiç görüşemedik.
Kitabın ilk bölümlerinde Sofi’ye gelen mektupta şöyle yazar; (more…)

Ölümsüzlüğümsün

30 Eylül 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, 4 adet yorum yapıldı. »

    Dün akşam bir kız arkadaşımla sohbet ediyoruz lesson; eks aşklar. Tabi bu konuları dişilerle konuşmak biraz zor bir erkek için çünkü kadın ve erkek beyni aynen metabolizmalar gibi farklı çalışıyor.

    Konu şöyle açıldı ve gelişti; bana dedi ki -sen aşıksın olm, bende tabi ret ettim -yok kızım ne aşkı ben mi alakası yok, dedim o ısrar etti ve eski aşklardan başladık sohbete işte o anlattı ben anlattım derkene ben bir soru sordum - için mi aşk yoksa aşk için mi ? onun cevabı tabi bir normal bir vatandaş gibi aşk için oldu. Akabinde ben derinlere indim ve aksi muhalif uslubumü takıldım felsefik konuşmalara başlarım bu arada o karşımda delirmek üzere beni dinliyor…    Bence ın karşı cinse aşık olmalarının sebebi ölümün soğuk gerçeğine dayanıyor evet taaa ölüm gerçeğine kadar gider bu mevzu.

(more…)

Milattan önce bi tarihte Plato demişki

19 Ağustos 2006 tarihinde, Ivır Zıvır kategorisinde wolkanca yazdı, 6 adet yorum yapıldı. »

KARANLIKTAN KORKAN BİR ÇOCUĞU KOLAYLIKLA HOŞGÖREBİLİRİZ. YAŞAMDAKİ ASIL TRAJEDİ, YETİŞKİNLERİN AYDINLIKTAN KORKMASIDIR.
(Plato, M.Ö. 427-347)
Plato and Socrates
,
, NY 11549

They’re and Socrates
and Socrates
One’s a philosopher
The other’s just a head!