‘Aşk Meşk’ olarak etiketlenmiş içerik

Masal

08 Aralık 2006 tarihinde, Ivır Zıvır kategorisinde wolkanca yazdı, 2 adet yorum yapıldı. »

Leylek gelse, o leylek aynen Nils’i İsveçin üzerinden uçurduğu gibi alsa yüreğimi kanatlarına ve uçurabilse yanına, ama malesef o leylek bile aramızdaki engelleri aşmayı başaramaz.
Yahu bırak leyleği, kazı, martıyı sen oradan bır ışık versen bana, ben ışığa doğru uçar adım gelsem yanına.
Amaaann..! Hep kahır Hep kahır bıktım bee..!
Neydi bizi birleştiren o zamanlar ve şimdi ne bizi ayıran hiç bilmiyorum…
Bildiğim tek şey ben seni diyorum sense beni duymuyorsun…
Bir şeyler yapmam gerek biliyorum. bir eylemdir biliyorum.
Durup düşünüyorum… Aklıma gelen eylemlerin hepsi suç buralarda…
Diyorum, lan yaz pankartlara sevdanı, git as sokağına pankartı,
Diyorum, lan yaz geçtiği yollara seni lan diye… :)
Aradığımda benimle bir küfür gibi konuşuyorsun ya hani, ben ona bile razı, sana yine merhaba diyorum.
Diyorlar lan olm! bırak bu kızı sana kızmı yok :) ben de diyorum bırakamam deli gibi ! hehee!
Sonunda ını kapadım, hapsettim bir yerlere…
Şimdi seni unutmaya değil çabam ımı hapsettiğim yeri unutmak, görmezlikten gelmek anıları…
Kafamın içinde filler sevişiyor her gece yatıp uyumak öyle güç sensiz off! :)
Başka bir tende bulamıyor bu beden, biliyorum bunu ama her dokunduğum yer sen oluyorsun…
Seni düşünmemeye çalışmak için yapmadığım kalmadı, şu dünyada öyle çok yıkıldımki yerlere vuruldum, zaman zaman süründüm! ve sonunda ayağa kalktım tekrar yürüdüm lakin senin bu sevdan beni bir nakavt etti bebek ben hala ınla sürünüyorum!.
Her şeyin sonu var derlerdi de inanmazdım. Belkide inanmak işime gelmezdi, doğruymuş. Yaşanılanlar, karşılıklı paylaşımlar, hüzünler, sevinçler, durup düşünmeler ,pes etmeler, yeniden basliyorum demeler, gözyaslari, yalanlar, olmamasi gereken doğrular, birbirinden hal ve hareketler… Etrafimizda dolasan bu olaylarin hepsi bizi şekillendiren, hayatimiza yön veren olgular degilmidir? İçinden işimize gelenleri seçeriz, en azından böyle olmalıydı deriz hep. Sanki hüzün bizim adresimizi bilmiyormuş gibi. Hep gülmek isteriz bize en çok bu yakışır. Bu masallarda bile olmuyor. Önce ağlatiliyor kahramani yerden yere vuruluyor. Mesela saat 12 de kabak oluveriyor bindigi sahane at arabasi. Kahroluyor hatun. Bu masallarında bize verdigi mesaj şu bence. Kimse boşuna kahraman olamaz hayal mahsulü bile olsa. Yılmıyor külkedisi yaşamaya devam ediyor tavan arasında. Bir gün biliyor gelecegini prensin. Bu hüzünlerden başarıyla geçtigi ve mutlulugu hakettigi için prense eş oluyor. Bizde öyle olmalıyız bu hayatta. Mutluluğu yakalamak icin hüzünlere demir atmakla sonunda mutluluğu bulacağımızı bilmeliyiz. Her hayata bir misali bakmalıyız. Kahramanı kendimizin oldugu bir . Konuları farklı olsada sonunun mutlaka mutlu bitecegi ve şahit olanların gülümseyecegi bir . Masallarin kisa olduğunuda aklımızdan çıkarmamamız gerek. Çünkü kahramanlarına uzun bir vermez yazarlar. Her şey üst üste gelir. Bir elmayi ısırmakla sonlanan , prensin öpücüğüyle yeniden başlar. Asıinda mutlulukta bundan sonra başlar. O elmayı ısırmakla anlarrz hayatrn güzelligini. Prensin gelmesini beklerken anlarız ciğerlerimize aldıgimız nefeslerin değerini. Yoksa nereden bileceğiz mutluluğun kelime anlamını. Bizim elimizde her şey. Çünkü ne kadar Çabalarsa çabalasın körolası yazarlar her mutlu biter.

Sen’le sohbet

04 Aralık 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, 7 adet yorum yapıldı. »

Sevmek… "Sevmek" dedim. "Yoluna ölmek" dedi. "Yol" dedim. "Alıp başını gitmek" dedi. "Gitmek" dedim. Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi. "Dost" dedim. Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı. "Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi. "Yürek" dedim. "Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi. "Dünya" dedim. "ın bir yüzü" dedi. "Yüz" dedim. "Ardında ne gizli bilemediğim" dedi. "Giz" dedim. "Hep çözmeye çalıştığım" dedi. "Çalışmak" dedim. "Bitmeyecek öykü" dedi. "Öykü" dedim. "Binlercesini içimde gizliyorum" dedi. "Gizlemek" dedim. "İşte, her şeyin bitimi" dedi. "Şey" dedim. "Sevda" dedi. "Sevda" dedim. "Peşinden koştuğum" dedi. "Koşmak" dedim. ", bir maraton" dedi. "" dedim. "Öyle kısa ki!" dedi. "Niçin kısa?" diye sordum. "Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi. "Yaşanması gereken ne var? " diye sordum. "" dedi. "Kaç kere?" diye sordum. "Bin kere" dedi, "Milyon kere" "Neden bir kere değil?" diye sordum. "Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek " dedi. "Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum. "Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek" "Acı çekmek mi?" diye sordum. "Evet, acısında yok olmak" dedi. "Yok olunca!" dedim. "İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi. "Gerçek !" dedim. "Büyük o!" dedi. Durdum. Durdum. Ve sustum! "Neden sustun?" diye sordu. "Yüreğim titredi sanki" dedim. "Neden?" diye sordu. "Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!" "Evet" dedi, "Büyük O!" "Nerede?" diye sordum. "Her yerde" dedi. "Nasıl?" diye sordum. "Yüreğini aç" dedi. "Yüreğimi açmak!" dedim. "Bir tebessümle bak her şeye" dedi. "Tebessüm" dedim. "Her kapının anahtarı" dedi. "Kapı" dedim. "Girmeden bilemezsin" dedi. "Ya korku!" dedim. "Bilinmeyenden korkar insan" dedi. "Ben bilmiyorum" dedim. "Neyi?" diye sordu. "Ben'i" dedim. "Sen kimsin?" diye sordu. "Ben kimim?" diye sordum. "Sevgiyle beslenensin" dedi. "Kimin sevgisiyle?" diye sordum. "Büyük O'nun" dedi. Durdum. Durdum. Yine sustum. "Kimsin?" diye sordum. "SEN'im" dedi.

Oysa

02 Aralık 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, bir kişi yorum yaptı. »

kimi sonbahar ekimde yağmaya başlayan yağmurlardır; sabırsız ve huzursuz…

“mevsimin hangisi olduğu önemsizdi aslında… bir yazın tam ortasında değilde şubatın soğuğunda da olsaydı seni ilk görüşüm, yine kalbim tutuşacaktı, biliyorum. bilmediğim, ya da o zaman önemsemediğim diyelim birden çıkıverip her yanı saran yangınların içten içe ilerleyen, sinsice kül edenlerden daha çabuk söndüğüydü. farkettiğimde, arada bir etrafı saran dumandan fırsatını bulup normal gözlerle bakabildiğimde artık sönmesine tahammülüm olmadığını düşündüm ilk; korktum. bizim yangınımızı ben kundakladım…

ne yaparsan yap aniden parladığı gibi, yağmaya başlayan okkalı bir yağmurla sönebiliyor böylesi alevler. bitmese de tükenişe yüz tutuyor. yaz yağmurlarına kulak asmadım pek ama ahh kışın habercisi olan var ya, o mahvetti beni… küçücük bir söz, fişi çekti…
sen artık eski sen değilsin, uzaksın bu çekinen sakınan sensin… uzaksın…
gördüğümde bende zaten hep varolmuşluğunu düşünürken seni bunca tanımışlığımdaki uzaklığındı yağan yağmur. damlalar hızlandı, üstüm başım en çok da kalbim perişan…

düşündüm ki kendindin vazgeçemediğin, ben; ben ne haldeyim görmüyorsun. seni bunca severken ellerimden kayıp giden huzuru bilmiyorsun. öylesine bencilleşmişsin ki uzun yalnızlığında, tepkisizlikleri problemsizlik sanıyorsun. madem ki yağmuru yağdırıyorsun, bir şimşek de ben çaktım. ufacık bir gökgürültüsü duyuldu. istedim ki farkına var, böyle giderse biryerlerde bir fırtına kopar. en olmayacak zamanda düşen bir yıldırım bütün o güzelim şehri yıkar…

yetmedi… bir küçücük şimşek huzurumu getiremedi. sabırsızdım, bir tane daha çaktım… birden aydınlandı ortalık, belki gizli kalmış gölgeler kıpırdandı arada yanılttı, bilmiyorum, bilemem de… çarklar hala bir parça yabancı bana… yine de o saniyelerle ölçülen aydınlıkta koca bir savaş gördüm, sen ve sen… öylesine bir mücadeleydi ki verdiğin, gözünün önündeki diğer kavgayı göremedin; benimle ben… kendime yenilmek pahasına elimdeki silahları bıraktım, savaşına katıldım. ikinizi de kurtarmaya çalıştım, yangınımıza bir odun daha attım…”

Yer altından akan bir su gibi uzaktı ses

01 Aralık 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, bir kişi yorum yaptı. »

Tuhaf bir rüyadan uyandım bir gece,
Bir ses benimle konuşuyor gibiydi,
Yer altından akan bir su gibi uzaktı ses,
Kalktım, dedim: Nedir benden istediğin.

Aşıksan ve aşık olduğun kızın seni aramasını ümit ediyorsan, bütün gece ‘duyduğun’ tek ses çalmayan telefonun sesidir. Tüm gece algıladığın tek şey tamda onun seni aramadığıdır. Ounla trene binmek üzere garda bulaşacaksın ve yüzlerce insana rağmen sevdiğin orada yoksa, tüm bu ı görmezsin bile. Yoluna engeldir bu olsa olsa, senin için hiç bir önemleri yoktur. Hatta gözüne çirkin ve iğrenç bile görünebilirler. Boşuboşuna ortalıkta yer tutuyorlardır. Senin algıladığın tek şey ise onun orada olmadığıdır.

muhasebecinin aşkını faturalaştırması

15 Ekim 2006 tarihinde, Hayattan, Ivır Zıvır kategorisinde muzlupasta yazdı, 3 adet yorum yapıldı. »

Muhasebecilerin aşkları da faturalaşmış artık arkadaşlar. Nasıl mı? Buradan görebilirsiniz…

kalbimin sahibine

10 Ekim 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde muzlupasta yazdı, 4 adet yorum yapıldı. »

Kalbimin tek sahibi, aşkla sevgiyle bağlandığım gözbebeğim var benim… Tutkum var, delice özlediğim vazgeçilmezim var benim. ve Onsuz geçmek bilmeyen dakikalarım ….O ‘ na AŞKIM diyorum ben. Benim içimdeki tarif edilmeyen duyguları yaşatan ; gözlerine bakmaya hasret olduğum BİTANEM var. Her gün uzakta oluşuna isyan ettiğim çünkü delice özlediğim HAYATIMIN ANLAMI var.
AŞKIM ; BİTANEM ; HAYATIMIN ANLAMI …..sana binlerce teşekkür ediyorum bana mutlulukların, ın en büyüğünü yaşattığın için..
Beni sensiz bırakma olur mu? dolu bu küçücük yürek seni kendinden çok seviyor.. Bu senin için

VoLKaN mı wolkanca mı?

08 Ekim 2006 tarihinde, Wolkanca kategorisinde wolkanca yazdı, 4 adet yorum yapıldı. »

    İlginç değil mi? Bir gece düşündüm ve sayesinde olduğunu sonradan anladığım inanılmaz gerçek bir ilişki yaşadığımı anladım. O benim ama hayrandı ama ben dım onu görmüyordum gözüme bile çarpmıyordu dolanıp duruyordum buralarda. Sonra ben bir ara olayım dedim çıktım sokaklara onu gördüm onun gözünde ben dım ama hayııırrr ben ım diyemedim. Ve artık bende onu seviyordum çünkü o kadar tatlıydı ve o kadar şirin ve o kadar benim gibiydiki. Evet ben gibiydi o da aynı benim gibi sevmeyenleri sevmişti hep ve ben kimliğimle onu görmüş onu sevmiştim ve artık bitmişti hayranlığı. Sen sende benim gibi, seni sevmeyenleri sevdin hep. Sana acı çektireni… Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkınca bir küfür gibi konuşanı sevdin… Sende benim gibi seni incitip üzeni sevdin hep.
    Bakışından hissetmiştim bunu kokundan, dokunuşundan…
    Beni sevmeyecektin biliyorum beni ı sen ya aşıktın. Ama öyle susamıştım ki kendim gibi birini sevmeye… Öylesine muhtaçtım ki gerçekten incitilmeye, gerçekten acı çekmeye kendim gibi birini özlemeye öylesine muhtaçtım ki seni tanır tanımaz çözüldüm ve olmaya devam ettim ı bir kenara bırakıp.
    Sanada olmuştur… Öylesine susamışsındır ki sevilmeye, kendin gibi birini bulunca, tutamaz kendini, her şeyi, belkide söylenmeyecek her şeyi, o an bir telaşla söyleyiverirsin aynı benim gibi..
    İlginç değilmi sen ya aşıktın ben gibi olan sana sonra…
    Bir kere çözüldüm sana… Anladın ı gördüm içimde gözlerimde… Bir kere sana senin gibi olduğumu hissettirdim…
    baştan beri biliyordum; sen seni sevmeyeni seversin . Tıpkı benim gibi…
    Ama öyle çok özledimki kendim gibi birini sevmeyi… Öyle özledimki kendim gibi biri tarafından incitilmeyi, üzülmeyi…
    Yine aradım seni yoksun… Birileride beni arıyor yı arıyor ı bilen yok… yı da kendi gibi birini sevmeyi özleyenler arıyor… Kendi gibi biri tarafından incitilmeyi üzülmeyi özleyen birileri arıyor
    Hiç cevap vermiyorum… Ben, Seni istiyorum , seni arıyorum
    KAyıtsızlığınla beni yok ediyorsun ama biliyorum birileride seni yok ediyor… Evet bu bir oyun ve herkes birilerini yok ediyor…
İlginç değilmi … Ben yı yok ediyorum şimdi ım ben… Ama seni seven seni sonsuza dek arayacak o

di du

02 Ekim 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, kimse yorum yapmadı. »

-Ayşe Hanım
-Efendim Mehmet bey

…di

sonra;

-ım -Sevgilim -Bebeğim -Bitanem -Balım -Kuzum -Kulağım -Çemenim -Pötürcüğüm -Danam -Zuzum -Dondurmam -Lolipopum -elmalı şekerim -böceğim -güvercinim -middillim -maymunum -kualam -kadayıfım -pekmezim

…du

Ölümsüzlüğümsün

30 Eylül 2006 tarihinde, Aşk Meşk kategorisinde wolkanca yazdı, 4 adet yorum yapıldı. »

    Dün akşam bir kız arkadaşımla ediyoruz lesson; eks aşklar. Tabi bu konuları dişilerle konuşmak biraz zor bir erkek için çünkü kadın ve erkek beyni aynen metabolizmalar gibi farklı çalışıyor.

    Konu şöyle açıldı ve gelişti; bana dedi ki -sen aşıksın olm, bende tabi ret ettim -yok kızım ne ı ben mi alakası yok, dedim o ısrar etti ve eski aşklardan başladık sohbete işte o anlattı ben anlattım derkene ben bir soru sordum - için mi yoksa için mi ? onun cevabı tabi bir normal bir vatandaş gibi için oldu. Akabinde ben derinlere indim ve aksi muhalif uslubumü takıldım felsefik konuşmalara başlarım bu arada o karşımda delirmek üzere beni dinliyor…    Bence ın karşı cinse aşık olmalarının sebebi ölümün soğuk gerçeğine dayanıyor evet taaa ölüm gerçeğine kadar gider bu mevzu.

devamını okuyun »

Sessiz

27 Eylül 2006 tarihinde, Şiir kategorisinde wolkanca yazdı, kimse yorum yapmadı. »

nur, şiir


site statistics